Image Hosted by ImageShack.us


Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog

SELAMÜN ALEYKÜM


• Anasayfa • Forumlar •
  • Arşiv • Profilim

  • MENÜ
    • Ana Sayfa
    LİNKLERİM
    KATEGORİLERİM
    SON YAZILARIM
    DİNİ SOHBET ODASI

    ~FON~

    NAMAZ VAKİTLERİ
    GÖNÜL DOSTLARI
    Image Hosted by ImageShack.us
    elam
    Hazirlayan : AFFEYLE_ALLAHIM
    BANNERİM
    ARKADAŞLARIM
    • narinnarin82
    • sevildikce
    • GulSultan
    • sahildebirsandal
    • fremde1977
    • Yurekyanginlari
    • gulumcan
    • hakdostlari
    • alperapi
    • ResuleVuslat
    • nurnurani
    • beytulhikme
    • BESMELE
    • NurulEnvar
    • muhammedislamturk
    • gonulcedost
    • KuLdaN
    • mucahid23
    • candedim
    • BeyazDilekcem
    • nilislam
    • adigebatur
    • sonsuzlukkervani
    • SahadetGulu
    • SUSKUNSOKAKLAR
    • hayber
    • lfcnet
    • zerirem
    • kemaliyemiz
    • rindiseyda
    • kitabooku
    • UnaLCuLcu
    • beyzadem23
    • allahbirdir
    • nuralemi
    • internetokyanusu
    • Ozdemir
    • nurseher
    • harosa
    • sairindunyasi
    • vaktiesrar
    • beti
    • canparcasikevser
    • ResulunGulu
    • hidayetsaati
    • bizimada
    • angelyurek
    • morbeyaz1
    • HazanMevsimleri
    • kahvebeyazz
    • yusuftalha
    • myvizyon
    • islamkentii
    • aytekinzeliha
    • ahavi
    • sevgikatresi
    • gokhanbalci53
    • sohbetsevenler
    • yaaresulallah
    • yamuciib
    • saadetimm
    • keremcem130
    • sevdayolu84
    • yeniirmak
    • Beyzanur2005
    • sennil27
    • tullabunnur
    • agustosyagmuru50
    • Mansur
    • sevgieroglu
    Image Hosted by ImageShack.us
    İç Anadolu

    .

    11/12/2007 - :)

    BU BLOG KULLANICISI TARAFINDAN  İPTAL EDİLMİŞTİR

                                       asligonca    

    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    13/2/2007 - Evlilik insanı Allah’a yaklaştırmalı

    Kategori: EDEBIYAT

    Evlilik insanı Allah’a yaklaştırmalı
    GÜLAY ATASOY
    Evlilik, insanı günahtan koruyan bir kalkandır. Evlilik, el ele verip doğruya koşmaktır. Evliliğe bu açıdan baktığınızda, izdivacın insanı Allah’a yaklaştırması gerektiği görülebilir.

    Delikanlı okulunu bitirdi ve işini kurdu. Artık evlenip çoluk çocuğa karışmak istiyor. Bunun için de düşünüyor ve soruyor: “Acaba kiminle ve nasıl biriyle evlensem?”

    Akıl verense çok oluyor: “Evleneceğin kişi şöyle şöyle olsun”. Ama anne ille de güzel gelin istiyor.

    Genç kızın da evlenme yaşı geliyor. O da düşünüyor. “Acaba evleneceğim kişide nasıl bir özellik arasam? Dini diyaneti önemli olmalı mı?” Bu anne de kızının bir zenginle evlenip rahat etmesini düşlüyor..

    Genç kız da delikanlı da şaşkın.Çünkü eş, insanı saadetin beşiğine götürdüğü gibi; felaketin eşiğine de sürükleyebiliyor.

    Kur’an, eşleri tarif ederken, “Onlar sizin için günahtan koruyan bir elbise, siz de onlar için bir elbise hükmündesiniz.” buyuruyor. (Bakara 187) Özellikle de günümüzde bu ayetin daha dikkatli okunması gerekiyor. Çünkü her sokak başında bir ateş yanıyor. Her yerden binler günah insana saldırıyor. Her şey ağız birliği yapmış gibi insanı Allah’tan uzaklaştırıyor.

    Allah’a giden yollara barikatlar kurulmuş. Ahiret yurdunu gösteren işaretler ters çevrilmiş. Sefih medeniyetin getirdiği cazibe ister istemez insanları o yoldan alıkoyar hale gelmiş.

    Herkes, akın akın “insanın ve bilhasa Müslüman’ın bir nevi cenneti olan aile sığınağından” çıkıp o yöne doğru koşuyor. Sığınaktan çıkan askerin üzerine yağan mermiler gibi günahlar aile fertlerinin üzerine yağıyor.

    Kişi evinde oturup TV’sini seyrederken, gazetesini okurken, hatta penceresinden sokağa bakarken bile müstehcenlik ateşi onu yakabiliyor. İşte bu arada eş denilen “elbise” o ateşe perde olmalı. Kişiyle ateş arasında set oluşturmalı. Eşinin üzerine gelen günahlara paratoner olup, onu Allah’a yaklaştırmalı.. Sadece dünya hayatı için giyilen bir elbise değil, kişiyi cennet bahçelerine uçurabilen paraşüt görevi yapmalı..

    Çünkü, insan bu dünyaya sadece rahat yaşayıp, zevk ve lezzet peşinde koşmak için gönderilmemiştir. Onun esas gayesi kendisini buraya gönderen Cenab-ı Hakk’ı tanımak, bilmek ve ibadet etmektir. Dünya yolunda yürüyüp ahiret yurduna varmaktır.

    Evlilik de o yol arkadaşını seçmektir. Şayet yol arkadaşı Allah’a yakınsa kişi dünyada da ahirette de huzurlu olacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak buyuruyor:

    “Erkek olsun, kadın olsun mü’min olarak güzel işler yapanlara dünyada temiz ve huzurlu bir hayat yaşatırız. Ahirette ise, onları, yaptıklarının daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.” (Nahl 97)

    Asr-ı saadette yaşanan şu olay evliliğin insanı Allah’a yaklaştırması hususunda örnek olsa gerek.

    Peygamberimiz (sas), sahabeleriyle birlikte otururken fakir ve muhtaç olanlara vermenin öneminden bahsediyordu. Al-i İmran Suresi’nin 92. ayetini okudu:

    “Muhtaçlara ve fakirlere yardım ederken, malınızın kötüsünü değil de iyisini vermedikçe olgun bir imana kavuşamazsınız.

    İmanda en yüksek mertebeye çıkmak istiyorsanız, yoksullara malınızın en hoşunuza gidenini bağışlayınız.”

    Bu sözler orada bulunanlardan Ebu Talha’yı (ra) can evinden vurdu. En değerli malını Medine’deki hurmalığını ve evini hemen oracıkta bağışladı.

    Evine gitti. Bahçenin dışında durdu. Eşi Rumeysa (ra) Ebu Talha’yı (ra) görünce neden eve girmediğini sordu. Ebu Talha (ra) evini ve bahçesini tasadduk ettiğini söyledi. Eşi:

    “Kendin için mi yoksa ikimiz için mi?” diye sorduğunda Ebu Talha (ra) “ikimiz için” cevabını verince eşi Rumeysa:

    “Allah senden razı olsun Talha. Ben de aynı şeyleri düşünürdüm. Bekle geliyorum.” diyerek dönüp arkasına bile bakmadan evinden çıkıp gitti. (Buhari)

    Bizler de onları örnek almalıyız. Bunun için de evlilikleri nefsani duygulardan ziyade uhrevi duygularla yapmalıyız. Eş seçerken bizleri dünyaya çağıranı değil Allah’a yaklaştıranı seçmeliyiz.

    Bizim evliliğimiz yani Müslüman’ın evliliği farklı olmalı. Müslüman aile, karanlık dünyalara ışık saçmalı… Sıkıntıda boğulanlara şefkat elini uzatmalı. Sevgiye hasret, mutluluğa hasret olanları sevginin ve mutluluğun yurduna iletmeli.


    Eşler el ele vermeli

    Derdimiz önce insanlığa hizmet olmalı. Bunun için eşler el ele vermeli. “Allah için ver” deyince vermeli. “Allah için yola çıkıyorum.” deyince uğurlamalı. Allah’a giden yolda hayat arkadaşına omuz vermeli. Tıpkı Peygamber kocasına Hira Dağı’na yemek taşıyan Hz. Hatice, İslâm için şehit olan Ammar ve Sümeyye, yalın ayak kızgın çöller üstünde yan yana hicret eden sahabe gibi…

    Böyle eşler için söz sultanı ne güzel söylüyor: “Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini (ebedi arkadaşını) kaybetmemek için saliha (dindar) zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedi dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyeviyesi (dünya saadeti) içinde saadet-i uhreviyesini (ebedi saadetini) kazanır.”
    Sayı:
    Bölüm: Evlilik

    Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    3/12/2006 - İŞTE ÇANAKKALEDE ASKERLERİMİZİN YEMEK LİSTESİ

    Kategori: SERBEST

    Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    2/11/2006 - Güzel ahlâkın kaynağı Allah (cc) inancıdır

    Kategori: DINI KONULAR

    Güzel ahlâkın kaynağı Allah (cc) inancıdır

    Kategori: internet alinti
    Güzel ahlâkın kaynağı Allah (cc) inancıdır


    Ahlakın kaynağı ilahidir. Topluma huzur ancak Allah korku/sevgisi (havf-muhabbet) ve ahiret inancı ile yerleşebilir. Kul hakkından korkmayan insanların yaşadığı cemiyette kimse kimsenin “elinden, dilinden ve belinden” emin olamaz. Ahlak, ciddiyet ve sorumluluk duygusunun şahikasıdır. Ecdadımız, Efendimiz’in (sas) sünnetine harfiyen uymaya çalışmış, en güzel ahlak örneklerini asırlarca dünyaya göstermişlerdir.

    Tarihçi İsmail Hâmi Danişmend, “Garb Menbalarına Göre Eski Türk Seciye ve Ahlâkı” adındaki eserinde, Avrupalı gezginlerin ve yazarların bize dair söyledikleri sözlere yer veriyor. Meşhur İtalyan yazar Edmondo de Amicis’in İstanbul sokaklarında karşılaştığı bir manzarayı şöyle naklediyor:

    “Şurası bir gerçektir ki, İstanbul’un Türk halkı, Avrupa’nın en nâzik ve en kibar topluluğudur. İstanbul’un en ıssız sokaklarında bile bir yabancı için hiçbir hakarete uğramak tehlikesi yoktur. Hatta namaz vakitlerinde bile camileri gezmek mümkündür. O vaziyette bir ecnebî, bizim kiliseleri ziyaret eden bir Türk’ten daha çok hürmet ve riâyet göreceğinden emin olabilir. Halk arasında küstahça bir bakış şöyle dursun; fazla mütecessis (meraklı) bir nazara bile tesadüf edilemez. Kahkaha sesleri gayet nâdirdir. Sokakta kavga eden ayak takımı da enderdir. Kapılardan, pencerelerden, dükkânlardan hiçbir kadın sesi aksetmez. Hiçbir fuhuş tezâhüründen, hiçbir münasebetsiz hareketten eser görülmez. Çarşının kudsiyeti de camiden aşağı değildir. El ve kol hareketleriyle karşılaşmadığınız gibi, lüzumsuz lâkırdılarla kulaklarınız da rahatsız edilmez. Halk arasında şarkıdan, kahkahadan, bağırıp çağırmadan eser yoktur. Sokakları tıkayarak herkesi rahatsız eden toplanmalar görülmez.”

    “Ahlâkı tamamlamak için gönderildim”

    * Cabir (ra) rivayet ediyor: Resulullah (sas) buyurdular ki: “Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlakça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.” (Cemaatte bulunanlardan bazıları): “Ey Allah’ın Resulü! Yüksekten atanlar kimlerdir?” diye sordular. “Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!” cevabını verdi. (Tirmizi, Birr 77)

    Âkif merhum ne diyor?
    Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır
    Fazilet hissi insanlarda ALLAH korkusundandır.
    Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdan’ın
    Ne irfanın kalır tesiri kat’iyyen, ne vicdanın!

    Sayı: 196
    Bölüm: Kavramlar
    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    2/11/2006 - duaya inanmak

    Duada esas olan onun kabulüne inanmak ve güvenmektir. Duada elleri açmak bir yana, İnsan asıl gönlünü açmalıdır. Sabah ve ikindiden sonra yapılan dualarda söylenen cümleler Mecmuatu'lahzab'da mevcuttur; ama az bir farkla kayıtlıdır. Orada "Sübhâneke Ya Allah teâleyte Ya Rahman ecirnâ minen nar bi avfike Ya Mücîr" denilir. Mücîr de Allah'ın ismidir ancak burada "bi avfike Ya Rahman" demek bana daha sevimli geliyor. Üstad bu duayı çok önemli gördüğünden olacak sabah ve ikindiye hasretmiş.

    Gümüşhânevî Hazretleri, Mecmuatu'lahzab'ta duaların faziletine dair pek çok şey söylemiş. Bunlardan ilk bakışta çok mübalağalı gibi görünen şeyleri Üstad'ın verdiği ölçüler çerçevesinde anlamak lazım. Yani o durum, okuyanı ilgilendirir. Başka bir ifadeyle mesela, "Şu duayı bir kere okuyan cennete girer." denildiği zaman bunu, "Bu dua öyle bir duadır ki onu inanarak, gönlünü vererek layıkı vechiyle bir kere okuyan cenneti kazanabilir." şeklinde anlayabiliriz. Benim öyle inancım var ki, bir İnsan gönlünü açsa ve kamil imanıyla bir kere "Allah!" dese, sonra kendini onuncu kattan aşağı atsa, betonlar paramparça olur da ona bir şey olmaz. Bilhassa alemi İslâm'ın kan kustuğu şu günlerde göğsünü çatlatırcasına dua etmek lazım, buna ihtiyaç var.

    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    HAKKIMDA

    Ben bir şarkı ben bir türküyüm Ben Meryemin yanağındaki tüyüm Beni bir azizin nefesi uçurur İçimde Allahın korkusu durur Cici ayakların iplikle bağlı Ben onun sılası kendimin gurbetiyim
    SAATİM
    RESİMLER
    ZİYARETÇİ DEFTERİ
    HATİM KAMPANYASI
    ONLİNE KURAN-I KERİM
    ESMA-ÜL HÜSNA

    VİDEO
    SALAVAT KAMPANYASI
    FLAŞ
    ANİMASYON



    izlemek için Tıklayınız

    VEDA HUTBESİ

    Image Hosted by ImageShack.usVeda HutbesiImage Hosted by ImageShack.us

    Bismillahirrahmanirrahîm

    EY İNSANLAR!
    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerid TEKRAR BEKLERİZ... EMİNLERİN EN EMİNİNE EMANET OLUN